Ölüleri bile izlemediği için pişman edecek filmler.

Bazı filmler vardır ki insanların dünyaya bakış açılarını değiştirir. İzlediğinizde yeni umutlar yeşerir belkide kendi hayatınızdan bir kesit olur bağ kurarsınız. İşte böyle, insanları derinden etkileyen sinema tarihinde başyapıt diye adlandırılan, ölüleri bile izlemediği için pişman edip mezardan çıkartacak filmler.

Listeleyeceğimiz filmlerden izlemediğiniz varsa hemen beklemeden başlayın izlemeye ve bu filmlere yetiştiğiniz için, izleyebildiğiniz için kendinizi şanslı sayabilirsiniz. Pek çok insan bu mükemmel filmleri göremeden bu dünyadan ayrıldı.

La Vita é Bella (Hayat Güzeldir) 1999 – Yönetmen:Roberto Benigni

II. Dünya Savaşı’nın birkaç yıl öncesini anlatarak başlayan filmde başkahramanımız hayat dolu Guido ( Roberto Benigni ), güzeller güzeli öğretmen Dora ( Nicoletta Braschi )’ya aşık olur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında savaş patlak verir. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu Giosue ( Giorgio Cantarini ), oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak gerçek bir tank kazanacaklarını söyler.

II. Dünya Savaşı’nın sivillerin üzerindeki yıkıcı etkisini beyaz perdeye en iyi uyarlayan filmlerden biri olan Hayat Güzeldir, tüm olumsuzluklara rağmen her daim bir umut ışığı olduğunu adında olduğu gibi, içeriğinde de barındırıyor. Gösterime girdiği dönem büyük ses getiren film Akademi’nin de büyük ilgisine nail olup, En İyi Yabancı Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Film Müziği olmak üzere üç dalda Oscar ödülü kazanmıştır.

Schinler’s List (Schinler’in Listesi) 1993 – Yönetmen: Steven Spielberg

Thomas Keneally’in kitabından sinemaya uyarlanan film, Oskar Schindler adlı bir Alman iş adamının II. Dünya Savaşı zamanında Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırması ve bu sayede 1100 Yahudi’nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan film, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in en önemli yapıtları arasında sayılan ve ona Oscar kazandıran bir yapımdır. Film, 1994 yılında 12 dalda Oscar’a aday olmuş ve 7 dalda ödül kazanmıştı. Filmin kazandığı Oscar’lar şöyle : En İyi Film, Yönetim, Kurgu, Sanat Yönetimi, Görüntü, Özgün Müzik ve Senaryo Uyarlaması. 3 saat 15 dakikakalık süresiyle biraz göz korkutsa da mutlaka izlemeniz gereken bir film.

Saving Private Ryan (Er Ryan’ı Kurtarmak) 1998 – Yönetmen: Steven Spielberg

Er Ryan’ı Kurtarmak’ta, dört çocuk annesi bir kadın İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği üç oğlunun ardından fazlasıyla yaralanmıştır. Şimdi tek dileği hayatta kalan tek oğlunun savaştan sağ salim dönmesidir. Yakarışları karşılık bulur ve Başkan tarafından verilen bir emirle James Ryan’ın ne pahasına olursa olsun bu savaştan sağ çıkması sağlanacaktır. Normandiya çıkarması‘nın yapıldığı gün, sekiz kişilik bir asker birliği farklı bir göreve, Ryan’ı kurtarma görevine atanır. Ancak yüzbaşı John Miller tarafından yönetilen bu birim, can pazarının yaşandığı bu zorlu ortamda hakikatli bir yaşam mücadelesine atılacak; tek bir adamı kurtarmak için sekiz kişinin hayatının tehlikeye atılmasının meşruluğunu sorgulayacaktır.  

The Pianist (Piyanist) 2002 – Yönetmen: Roman Polanski

Roman Polanski’nin üç Oscar kazanan filmi II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir dramı konu alır. Polonyalı ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın anılarını anlattığı aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, Nazi işgali altındaki Polonya’da yaşamanın imkansızlaştırıldığı bir dönemde, bir şekilde esir kampına gitmekten kurtulan ünlü piyanistin Varşova’nın kenar mahallelerindeki hayatta kalma mücadelesine odaklanır. Varoşlarda tam anlamıyla sefil bir hayat süren müzisyen, diğer halkla birlikte, kıtlığa ve aşağılanmalara maruz kalsa da kahramanca mücadele edecektir. Günü gelip oradan kaçma şansı bulduğundaysa başkentin harabelerine sığınacak, beklemediği bir anda gelen bir yardımla umudunu yeniden kazanacaktır.

Film, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar alan Adrien Brody‘nin de filmografisinin en güçlü işlerinden biri.

The Book Thief (Kitap Hırsızı) 2013 – Yönetmen: Brain Percival

Liesel Meminger, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’da henüz dokuz yaşındayken bir ailenin manevi kızı olur. Çok sevdiği ailesi ve evlerinde kalan yahudi bir sığınmacı olan Max sayesinde okumayı öğrenen ve çok seven Liesel kitaplarla derin bir  bağ kurar. Max ve cesur Liesel için çevrelerinde dünyada yaşanan tüm kötülüklerden uzaklaşmanın tek yolu, kitapların ve kelimelerin ikisine sunduğu hayal dünyasıdır. Fakat bodrum katında saklanan Max, sürekli diken üstündedir.

The Shawshank Redemption (Eseratin Bedeli) 1994 – Yönetmen: Frank Darabont

Andy Dufresne, genç ve başarılı bir bankacıdır. Karısını ve karısının sevgilisini öldürmek suçundan yargılanır ve ömür boyu hapis cezası alır. Shawsank Hapishanesi‘nde dayak, işkence,tecavüz, her türlü durum yaşanmaktadır fakat Andy gene de hayata bağlı ve iyimserdir. Bu tutumu etrafındakileri de etkiler. Andy umutlu bakış açısıyla çevresindeki tüm mahkumları, parmaklıklar arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine inandırır. Andy‘nin bu çabalarına ortak olacak bir arkadaşı da olacaktır: Red.

Bir Stephen King uyarlaması olan filmde Morgan Freeman ve Tim Robbins başrolde. Film aralarında en iyi film adaylığı da olmak üzere tam 7 dalda Oscar‘a aday gösterildi.

3 Idiots (3 Aptal) 2009 – Yönetmen Yönetmen: Rajkumar Hirani

Film Hindistan’ın en iyi mühendislik okulundaki üç arkadaşın dostluklarını ve hayatını anlatırken eğitim sistemini sert ve eğlenceli bir şekilde eleştirmektedir. Hindistan’da tüm zamanların (kendi yılına kadar) en yüksek gişe rekoru ve hasılatını yapan filmidir. Daha önce yine bir Aamir Khan filmi olan Ghajini tarafından elde edilen en yüksek gişe rekoru, bu film ile kırılmıştır. Film, yurtdışı pazarında da o tarihe kadar en yüksek hasılat yapan bollywood filmidir. Filmin başrol oyuncuları: Aamir Khan, Kareena Kapoor, Sharman Joshi, Boman Irani ve Madhavan‘dır.

PK 2014 – Yönetmen: Rajkumar Hirani

P.K. bir şehirdeki yabancının düşünceler komedisidir. P.K. daha önce kimsenin sormadığı sorular sorar. Bunlar masum, çocuksu sorulardır ama cevapları enteresandır. P.K.‘nin masum gözlerini gören insanlar kendi monoton hayatlarını gözden geçirirler. P.K.‘nin sadık arkadaşları ve dostları olur. Kırık kalpleri düzeltir, öfkeleri dindirir. P.K.‘nin çocuksu merakı kendisi ve milyonlarca insan için manevi bir yolculuğa dönüşür. Seyirciye kendini, çevresini ve hayatı sorgulatan felsefi bir filmdir.

Film Aamir Khan‘ın daha önce aktörlük yaptığı 3 Idiots filminin yönetmeni Rajkumar Hirani tarafından yapılan bir Bollywood filmidir. Aamir Khan‘ın filmi olan PK‘nin başrollerinde Anushka Sharma ve Sanjay Dutt de yer almaktadır.

Taare Zameen Par (Yerdeki Yıldızlar/Her Çocuk Özeldir) 2007 – Yönetmen: Aamir Khan

Harfleri sayıları algılama problemi yaşayan Ishaan çevresi ve ailesi tarafından tembel geri zekalı muamelesi görür. Çalışmayı öğrenebilmesi için yatılı okula verildikten sonra tanıştığı resim öğretmeni ile değişen hayatı ve başarısını anlatan bir film. Ishaan derslerinde başarısız, yaptığı işlerin çoğunda tutarsız bir çocuktur, yazı yazmayı ve okumayı 3.sınıfta olmasına rağmen öğrenememiştir, kitabı her açtığında kelimeler sanki dans ediyor gibi gelir ona. Bu başarısızlığın sonucunda içine kapanık ve karamsar bir ruh haline bürünür, mutluluğu ve özgürlüğü insanlardan uzaklaşmakta bulur. Annesinin ilgisine karşın babasının katı tutumu Ishaan‘ın zihinsel dünyasında gidiş gelişler yaşamasına sebep olur. Tam her şeyden ümidini kesmişken resim öğretmeni Ishaan‘ın hayatını tam anlamıyla değiştirir.

Good Will Hunting (Can Dostum) 1997 – Yönetmen: Gus Van Sant

Will Hunting genel iq’nun çok çok üzerinde bir zeka seviyesine sahip, MIT’de temizlikçi olarak çalışan genç bir çocuktur. Temizlik yaptığı akşamlardan birinde, bir sınıfın tahtasında yazılı olan bir matematik sorusuna denk gelir. Çözülmesi neredeyse imkansız olan bu problemi rahatlıkla çözen Will, sessizce ortadan kaybolur. Kısa zaman içerisinde problemi yazan profesör tarafından keşfedilen Will bu başarısını diğer sorularda da sürdürecektir. Ancak bir kavga sebebiyle hapis cezasına çarptırılır. Üiversite profesörü bir şartla Will’e kefil olup hapishaneden çıkarılmasını sağlar. Tek şart Will’in bir terapist tarafından tedavi edilip içindeki öfkenin dindirilp iyileşmesini sağlamaktır. Will terapist Robin Williams ile birlikte hayatını yeniden yönlendirmeye başlayacak, en yakın arkadaşı Ben Affleck ve yeni tanıştığı kız arkadaşı bu konuda ona destek olacaklardır.

Senaryosunu Matt Damon ve Ben Affleck‘in yazdığı, başrollerinde Robin Williams ile birlikte oynadıkları film En İyi Senaryo dalında Oscar ödülü almıştır.

Forrest Gump 1994 – Yönetmen: Robert Zemeckis

1986 yılında Winston Groom tarafından aynı adla yayımlanan romandan esinlenerek çekilmiş, 1994 yapımı bir filmdir. Robert Zemeckis tarafından çekilmiş ve Tom Hanks, Robin Wright, Gary Sinise ve Sally Field başrol oyunculuklarını yapmıştır.

Film, öğrenme güçlüğü yaşayan ancak atletik olarak inanılmaz yeteneklere sahip Forrest Gump‘ın, doğum yılı olan 1944 ve 1982 yılları arasında gerçekleşmiş, bazen sadece gözlemlediği, bazen de başkalarına ilham verdiği 20. yüzyılın dönüm noktası olaylarını betimler.

The Green Mile (Yeşil Yol) 1999 – Yönetmen: Frank Darabont

Oldukça iri yarı biri adam olan John Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça ince ve karmaşık bir iç dünyası olan Coffey, bazı doğa üstü güçlere sahiptir. Hapishanenin infaz odası baş gardiyanı Paul Edgecomb‘un ona gerçekten suçlu olup olmadığını sorması ile birlikte aralarında bir diyalog başlar. Hasta olan Edgecomb‘un Coffey‘in güçleri sayesinde iyileşmesiyle olaylar gelişmeye başlar. Edgecomb‘in, Coffey‘in bu gücünün farkına varmasıyla Coffey‘e olan düşünceleri tamamen değişmeye başlar. Coffey bu gücü sayesinde mucizeler yaratmaktadır ve Edgecomb bu mucizenin yaşamaya devam etmesi gerektiğini düşünmektedir.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Frank Darabont‘un yaptığı film Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Film, Akademi Ödüllerinde başta En İyi Film olmak üzere, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu , En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Müzik Oscar Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

V for Vendetta 2005 – Yönetmen: James McTeigue

Alan Moore‘un yazıp David Lloyd‘un çizdiği DC in yayınladığı aynı isimli çizgi romandan beyaz perdeye uyarlanan filmin başrollerini Hugo Weaving ve Natalie Portman paylaşıyor. 

Hikâye; geleceğin İngiltere’sinde (2020) geçmektedir. Diktatör bir rejime bireysel bir başkaldırının nasıl toplumsal hale geldiğini gösterir.  Filmde terör olaylarında büyük kayıplar verdikten sonra kurtuluşu baskıcı bir yönetimde bulan ingiliz halkının uyanış öyküsü anlatılmaktadır.

Léon (Sevginin Gücü) 1994 – Yönetmen: Luc Besson

Sevginin Gücü, masum bir kız ve bir katilin hikayesini anlatıyor. Onların birbirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Erkek duygusuzca öldürüyor. Zayıf noktasını sadece 12 yaşındaki bir kız biliyor.12 yaşında New York’ta yaşayan Mathilda, üvey ailesinin yanında sevimsiz bir yaşamı paylaşmaktadır. Babası, iki taraflı oynayan bozulmuş polis için uyuşturucu saklamaktadır. Mathilda’yı kaçıp gitmekten tek alıkoyan küçük erkek kardeşidir. Bir gün, tüm ailesinin katledeildiği zaman alışverişte olan Mathilda şans eseri hayatta kalır ve en çok ihtiyacı olduğu sırada Léon’un dairesine saklanarak kendini kurtarır.

Whiplash 2014 – Yönetmen: Damien Chazelle

Whiplash, genç bir müzisyenin öykünü anlatıyor. Küçük yaşlardan itibaren bateri çalmaya başlayan Andrew, işinde tam anlamıyla bir usta olmak ister. Üniversite tercihinde de ülkenin en iyi müzik okulu olarak gördüğü Shcarffer Konservatuarı’na girer. Henüz 19 yaşındadır ama dersler harici var gücüyle antrenman yapar. Bir gün, okulun en sert hocalarından biri olan caz duayeni Terence Fletcher‘ın dikkatini çeker. Fletcher Andrew’ü okulun en parlak öğrencilerinin seçildiği ve sürekli yeni yarışmalara hazırlanan “studio band”e seçer. Başarısı kadar acımasızlığıyla da ün yapmış olan Fletcher, Andrew’un kapasitesinin sonuna kadar kullanmadan asla başarmış saymayacaktır. Genç bateristin önünde sadece mesleki bir test değil, psikolojik bir sınav da vardır… Senaristliğini ve yönetmenliğini Damien Chazelle‘in üstlendiği filmin başrolünde Miles Teller yer alıken karşısında kendisine J.K. Simmons eşlik ediyor.

2015 Akademi Ödüllerinde En İyi Film başta olmak üzere 5 dalda Oscar’a aday gösterilen Whiplash En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu(Simmons), En iyi Film Kurgusu ve En İyi Ses Miksajı olmak üzere üçünü kazanmıştır.

Oldeuboi (İhtiyar Delikanlı) 2003 – Yönetmen: Chan-wook Park

İhtiyar Delikanlı, yıllarca hapis tutulan bir adamın serbest bırakılmasının ardından intikam arayışını konu ediyor. Oh Dae-Soo adında bir adam, bir gün kaçırılır ve 15 yıl boyunca eski püskü bir hücrede tutuklu kalır. Hiçbir açıklama yapılmamıştır. Sonra bir gün serbest bırakılır. Eline, para, cep telefonu ve pahalı kıyafetler verilir. Bu adam başına gelen bu durumun nasıl ve neden olduğunu anlamak ve gereken intikamı almak konusunda kararlıdır. Bu sırada Oh Dea-Soo aslında kendisini kaçıranların daha da büyük bir planının parçası olduğunu keşfeder. Ancak bu planın özü acı dolu bir yoldan geçmektedir. Gerçeği bulmak ise bu yolun ta kendisidir.

The Dark Knight (Kara Şövalye) 2008 – Yönetmen: Christopher Nolan

Kara Şövalye, halk için büyük bir tehdit oluşturan Joker’in ortaya çıkması ile kaosa dönen Gotham Sokakları’nın yeniden kurtarıcılığını üstlenen Batman’in hikayesini konu ediyor. Suç işleyenlerden arındırılan bir yer, bir zaman sonra yeniden tehdit altında kalabilir ve işte o zaman yeniden kolları sıvayacak olanların mücadelesi de daha keskin olarak hayata geçecektir. Batman, Teğmen Gordon ve Savcı Harvey Dent bir araya gelerek Gotham Sokakları’nda bu işi kotarmış olsalar da ansızın ortaya çıkan Joker, işleri fena halde bozar. Onun dehası ile baş etmek kolay olmayacaktır. Gotham eski karmaşa dolu günlerin eşiğindedir. Batman yeniden kurtarıcılığa soyunurken kendi varlığının bulduğu anlamı da sorgulamaya başlar. O aslında suçluların sayısını azaltıyor mudur yoksa çoğaltıyor mudur bunu gerçekten anlamak isteyecektir.

En iyi Yardımcı oyuncu (Heath Ledger) ve En iyi ses kurgusu dallarında olmak üzere Akademi ödüllerinde 2 Oscar kazanmıştır.

The Godfather (Baba) 1972 – Yönetmen: Francis Ford Coppola

Baba, 40’lar ve 50’lerin Amerika’sında, bir İtalyan mafya ailesinin destansı öyküsünü konu alıyor. Don Corleone’nin kızı Connie’nin düğününde, ailenin en küçük oğlu ve bir savaş gazisi olan Michael babasıyla barışır. Bir suikast girişimi, Don’u artık işleri yönetemeyecek duruma düşürünce, ailenin başına Michael ve ağabeyi Sonny geçer. Danışmanları Tom Hagen’in de yardımlarıyla diğer ailelere savaş açan Corleone ailesi, eski moda yöntemleri de değiştirmeye başlar.

Mario Puzo’nun çok satan kitabından Puzo ve yönetmen Francis Ford Coppola tarafından sinemaya uyarlanan film o yıl En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Uyarlama Senaryo dallarında Oscar kazanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu Türkiye’de en fazla izlenen ve satılan film olma özelliği de taşır.

Braveheart (Cesur Yürek) 1995 – Yönetmen: Mel Gibson

Cesuryürek‘te, William Wallace yaşanan büyük acılar sonrası yeniden memleketi olan İskoçya’ya döner. Onun asıl amacı çiftçilik yaparak sakin bir hayat sürmektir. Çocukluk aşkıyla karşılaştığında bunun onu dipsiz bir uçuruma iteceğinin farkında değildir. Bir gün İngiliz askerleri, William’ın çocukluk aşkı olan Murron’a tecavüz etmeye çabalarlar. William, onu kurtarır; ancak bu Murron’un ölümüne ve bir dönemin değişimine sebebiyet verecektir.


Mel Gibson’un ünlü İskoç halk kahramanı William Wallace’ı hem canlandırdığı hem de yönettiği filmi kısa sürede bir fenomene dönüşmüştü. On dalda Oscar adayı olan film, Başta En iyi Film olmak üzere, En iyi Yönetmen, En iyi Görüntü yönetmeni, En iyi ses kurgusu ve En iyi Makyaj – Saç tasarımı dallarında Beşinin sahibi olmuştur.

Le fabuleux destin d’Amélie Poulain (Amelie) 2001 – Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet

Amelie, Ünlü Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet’nin beş dalda Oscar’a aday gösterilen ve son on yılın en ses getiren yapımları arasında. Bu Fransız komedisi bizi genç ve özel bir kadınla tanışmaya davet ediyor; her daim hayat dolu, yaşama sevgi dolu gözlerle tanıklık eden ve sahip olduğu özel ışıltıyı her anında yanında taşıyan Amelie’nin hikayesine… Anne ve babasını kaybetmiş olan Amelie, kendini başkalarının hayatlarını tamir etmeye, onları mutlu kılmaya adamıştır; bu adanmışlığı fark ettirmeden, bu durumdan bihaber olan insanların hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik yapmaktadır. Peki başkalarının mutluluğu için çabalayan Amelie, yalnızlığının farkına vardığı an kendi mutluluğu için de çabalamaya başlayacak mıdır?

Bir Cevap Yazın