Zamanda yolculuk hakkındaki en iyi filmler.

Herkesin hayalleri arasında olan zamanda yolculuk geleceğe yada geçmişe gitmeyi hayal eden sinema yapımcılarına da esin kaynağı olmuş ve pek çok zamanda yolculuk filmi çekilmiş. İste size bu zamanda yolculuk filmlerinden en iyilerini seçtik ve listeledik.

Zamanda yolculuk filmlerine ilgi duyanlar için en iyi 20 filmi liste haline getirdik. herkesçe bilinen dünyaca ünlü aktör ve aktrislerin oynadığı bu zaman yolculuğu filmlerini soluksuz heyecanla izleyeceğinize eminiz. Tabii ki hepsi aksiyon içermiyor, içlerinde çok güzel aşk filmleri de var. Özellikle “Kimi no na wa – Senin Adın” benim favori filmlerim arasında mutlaka izleyin derim. işte listemiz;

Yok Edici – Terminator Serisi

Yıl 2018. Kıyamet Günü meydana gelmiş ve yaşanması olası görülen olaylar yaşanmıştır. Düşünüleceği üzere makineler kontrol mekanizması olarak sistemi ele geçirmişlerdir. Arda kalan bir grup insan Skynet ile ordularına karşı direniştedirler. Bu durumu örgütleyen John Connor, bu savaşı kazanacağından emindir. Ancak bir anda beliren Marcus Wright adındaki bir kişi, onun bu emin olma halini kökünden sarsmaya hazırdır. Kendisinin en son hapiste olduğunu hatırlayan Marcus’un geçmişten mi yoksa gelecekten mi bir misafir olduğunu kimse bilmemektedir. Yine de bu ikili Skynet’e karşı başkıldırarak insanlığı yok etmesi olası saldırıya müdahale etmeye çabalarlar.

James Cameron‘un yönetmen koltuğunda oturduğu, 1984 yılı yapımı bilim-kurgu filmi. Başrollerinde Arnold Schwarzenegger, Linda Hamilton ve Michael Biehn bulunmaktadır.

Geleceğe dönüş – Back to the Future Serisi

Geleceğe Dönüş‘te, deli dolu bilimadamı Dr. Brown zamanda yolculuğu mümkün kılan bir araba geliştirir. Bu makineyi ilk kullanan genç Marty ufak bir zamanlama yanlışıyla gelecek yerine geçmişe gönderilir. Otuz yıl öncesine dönen Marty’nin burada yaptığı bir hamle, kendi kaderini ilginç bir noktaya sürükleyebilecek bir hataya sebebiyet verir. Artık Marty’nin yapması gereken tek şey kendi doğumunu bile engelleyecek bu hatayı bir şekilde düzeltmeye çalışmak olacaktır.
Zamanda yolculuk temalı filmlerin atalarından olan ‘Geleceğe Dönüş’ hem yönetmeni Robert Zemeckis’in hem de dönem sinemasının şahlandığı anlardan biridir. Gösterime girdiği dönem insanlığını bir hayli heyecanlandıran ve kısa bir süre sonra kült mertebesine erişmiş, o güne kadar hep tv dizilerinde yer alan başrol oyuncusu Michael J. Fox‘a da büyük ün getirmiştir.

Yıldızlararası – Interstellar

Yıldızlararası‘nda, teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan Büyükbaba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı bilim insanı kariyerini özleyen Cooper’un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir…

Christopher Nolan‘ın, Jonathan Nolan ile kaleme aldığı ve yönetmenliğini sırtladığı filmin yıldız oyunculardan oluşan oyuncu kadrosunda Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Matt Damon, Bill Irwin, John Lithgow ve Michael Caine gibi isimler yer alıyor. Bilimkurgunun yanı sıra dramatik öğeler de içeren filmin senaryosu Fizikçi Kip S. Thorne’nun evrendeki ‘Solucan Delikleri’ teorisinden ilham alıyor.

12 Maymun – Twelve Monkeys

Dünyada insanlığın yok olmasına yetecek derecede tehlikeli olan bir virüs yaklaşık beş milyar kişinin ölümüne yol açmıştır. Geriye kalan az sayıdaki insan yer altlarına kurdukları barınaklarda yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu esnada virüsün yok olması için bir çözüm yolu bulan insanlar, zamanda geriye gidebilecekleri bir zaman makinesi yaparlar. İlk test sürüşü içinse eski bir mahkum olan James Cole gönüllü olur. James kendisini yedi yıl geride, bir akıl hastanesinde bulur. Akıl hastanesi gibi bir ortamda gelecekten geldiğini ve misyonunu anlattığında ise gerçek anlamda akıl hastası etiketi yemesine neden olur.
12 Maymun, zamanda yolculuk temalı filmlerin arasında en önemli olanlardan biri. Terry Gilliam imzalı filmin başrollerinde Bruce Willis ve Brad Pitt gibi ünlü isimler var.

Bugün aslında dündü – Groundhog Day 

Bugün Aslında Dündü, nefret ettiği bir günü tekrar tekrar yaşamak zorunda kalan bir adamın maceralarını konu ediyor. Phil Connors, ekranlardaki samimi kişiliği ve eğlenceli yüzüyle kendine has bir şöhrete sahip olan, ancak kameralardan kurtulduğu an kendini beğenmiş ve kibirli kişiliğine geri dönen bir hava durumu spikeridir. Bu huysuz adam, hiç sevmediği kırsal yaşamın hüküm sürdüğü Pensilvanya’nın kırsal kasabalarından birine, Groundhog Day etkinlikleri için gönderilir. Burada yaşanan hayat ve mütevazi insanlardan iğrense debu hayata bir günlüğüne, görevi için katlanmak zorundadır. Ancak ansızın çıkan bir kar fırtınası tüm ulaşım yollarını kapattığında Phil, talihsiz kaderiyle başbaşa kalır. Ertesi sabah uyandığında ise daha büyük bir sürpriz kapıdadır: Phil, zaman döngüsüne yakalanmıştır; nefret ettiği o günü tekrar tekrar yaşamak zorundadır! 2 Şubat tarihinin sinemaseverler deki yeri ayrıdır. Bu tarihi borçlu olduğumuz Grounghog Day, dahice yazılmış senaryosu ve başarılı oyunculuklarıyla son derece eğlenceli bir klasik.

1993 yılında sinemalarda gösterilmiş bir komedi filmi olan Groundhog Day, Harold Ramis tarafından yönetilmiştir. Başrolde Bill Murray ve Andie MacDowell oynadığı film IMDB en iyi 250 film listesinde 174. sıradadır.

Zamanda Sıçrayan Kız – Toki o kakeru shôjo 

Zamanda Sıçrayan Kız, yönetmenliğini Mamoru Hosoda‘nın yaptığı ve senaryosu Satoko Okudera tarafından yazılan 2006 yapımı bir Japon bilimkurgu romantik anime filmidir. Film, Yasutaka Tsutsui’nin aynı adlı romanına dayanmakta olup farklı bir senaryo ve karakterlere sahiptir ve Madhouse tarafından hazırlanmıştır.

Makoto, Chiaki ve Kousuke, aynı sınıfta okuyan üç yakın arkadaştır. Sürekli beraber takılmakta ve zamanlarını çoğunlukla beyzbol oynayarak geçirmektedirler. Günün birinde Makoto, kimya laboratuvarında üstüne düştüğü garip nesne sayesinde hayal edemeyeceği bir güce sahip olur; zamanda sıçrama…

Yeni keşfettiği gücü sayesinde canı ne isterse yapmaya başlayan Makoto, gücünü kullanıp geçmişini değiştirerek geleceğe yön vermeye çalışır. Ancak Makoto, zamanla oynamanın sandığından daha tehlikeli ve zamanın kimse için beklemediğini fark edecektir.

Tsutsui Yasutaka‘nın “The Little Girl Who Conquered Time” adlı romanından uyarlanan Toki o Kakeru Shôjo (The Girl Who Leapt Through Time) – Zamanda Sıçrayan Kız, toplam 12 ödül kazandı.

Zamanın Ötesinde – Predestination

Sıkı bir bilim kurgu filmi olan Predestination, zamanda seyahat edip olmuş ya da olası olayların önüne geçmeye veya suçluları yakalamaya çalışan bir zamansal ajanın hikayesini konu eder. Gizli bir serivise bağlı çalışan ajanın son görevi ise; 1975 yılında New York’ta yaptığı bir patlamada 11.000 insanın ölümünden sorumlu olan Fiyasko Bombacısı adlı kişiyi bulup bu patlamanın hiç yaşanmamış olmasını sağlamaktır… Görevi için 1970 yılına New York’ta bir barda, barmen olarak çalışmaya başlayan ajan orada “Evlenmemiş Anne” rumuzlu John isimli bir köşe yazarıyla tanışır. Küçük bir bar sohbetiyle başlayan ikilinin sohbeti, gecenin ilerleyen saatlerinde daha da derinleşir…Tıpkı bir önceki filmlerinde olduğu gibi yine ünlü aktör Ethan Hawke ile işbirliği yapan Spierig Kardeşler bu sefer Looper ile Azınlık Raporu’nun karması olacak bir bilim kurgu-gerilim çeşitlemesine imza atıyorlar!

Zaman yolcusunun karısı – The Time Traveler’s Wife

Henry DeTamble, Chicago’daki bir kütüphanede Clare Abshire ile tanıştığında aslında Henry’nin bir zaman yolcusu olduğunu anlarlar. Clare, bu konu hakkında daha fazla bilgi sahibidir. Henry henüz yeterince zamanı dolaşmadığı için durumun farkında değildir. Henry, genç kadına aşık olur. Farklı zamanlarına yaptığı yolculuklarından birinde gelecekteki eşi Clare’in 6 yaşındaki hali ile tanışmıştır. Ressam Clare, yılların ardından yeniden karşılaştıklarında onunla evlenir. İlk zamanlarda kocasının ansızın ortadan kaybolmaları ile baş edebileceğini sanırken yalnızlık hissi ile sınanacaktır aşka dair. Robert Schwentke‘nin yönettiği ve başrollerinde Eric Bana ile Rachel McAdams‘ın yer aldığı film Audrey Niffenegger’ın romanından uyarlanmıştır.

Kimi no na wa – Senin Adın

Senin Adın, farkı yerlerde yaşamalarına rağmen birbirlerine bağlı bir hale gelen iki yabancının hikayesini anlatıyor. Hayatından pek memnun olmayan Mitsuha, etrafı dağlarla çevrili bir bölgede yaşar. Vali olarak çalışan babası seçim kampanyaları ile uğraşmaktadır. Evde kendisi, kardeşi ve büyükannesi dışında kimse yoktur. Kırsal kesimdeki yaşamından fazlasıyla sıkılan Mitsuha, Tokyo’da yaşamanın hayalini kurar. Mitsuha ile aynı yaşlarda olan Taki ise, Tokyo’da yaşayan bir gençtir. Taki’nin günleri çalışarak ve arkadaşları ile vakit geçirerek geçer. Ancak bir gün, rüyasında kendini dağların sardığı bir kentte yaşayan bir kız olarak görecektir. Mitsuha ise tam tersi, kendini Tokyo’da yaşayan bir erkek olarak. Birbirine yabancı bu iki genç, garip bir şekilde kendilerini, birbirlerine bağlanırken bulacaktır.

Yenilmezler: Oyun Sonu – Avengers: Endgame

“Avengers Infinity War”un ardından pek çok süper kahraman küle dönüşmüştür. Doktor Strange, Gamora, Drax, Mantis, genç Örümcek Adam, Black Panther, Bucky Barnes, Groot, Scarlet Witch, Vision, Star Lord, Maria Hill, The Wasp ve Nick Fury gibi pek çok kahraman, Thanos’un Sonsuzluk Eldiveni’ni ele geçirmesi ve kendi dengesini kurması yüzünden yok olmuştur ve dünya umutsuz haldedir. Dünya üzerinde kalan Black Widow, Kaptan Amerika, Thor ve Hulk kendi yaslarını tutmaktayken, Iron ve Nebula ise kontrol edemedikleri bir uzay gemisinin içinde, uzay boşluğunda sürüklenmektedirler. Süper kahramanlar takımı için işler pek de iyi görünmemektedir. Ancak Kuantum Bölgesi’nden çıkmanın bir yolunu bularak Avengers ekibinin kalan üyelerine giden Ant-Man, yeni bir umut ışığı olacaktır. Daha önce var olduğunu bilmedikleri bölgeler, kahramanlar ve evrenlerin varlığını öğrenen ekip, Thanos’un kurduğu bu çarpık dengeyi değiştirmek ve kendilerinden alınanı geri getirmek için hayatlarının en büyük mücadelesine girişeceklerdir. Hepsi kişisel olarak önem verdikleri şeyleri kaybetmiş olan kahramanlarımız için intikam vakti gelmiştir.

Karanlık Yolculuk – Donnie Darko

Karanlık Yolculuk, genç bir adamın gizemli macerasını konu ediyor. Yıl 1988… Donnie Darko isimli genç bir gece insan-tavşan karışımı olan bir yaratık tarafından odasından çıkarılıp bir sırra doğru sürüklenir. Yaratık, genç çocuğa 28 gün, 6 saat, 42 dakika, ve 12 saniye sonra dünyanın sonunun geleceğini söylemiştir. Olayın şokunu üzerinden atamayan Donnie, bu büyük sırrın ağırlığı altında, tüm sosyal yaşantısını sonlandırarak bu gizemli tavşanın peşinden gidecektir. Genç yönetmen Richard Kelly’nin henüz ilk uzun metrajı olan bu esrarengiz filmi 2000’li yılların en dikkat çeken yapımları arasında. Donnie Darko özellikle Brokeback Mountain ve Zodiac gibi filmlerle başarılı kariyerini sürdüren Jake Gyllenhaal’ın keşfedilmesinde önemli bir faktör olmuştur.

Yarının Sınırında – Edge of Tomorrow

Yakın gelecekte dünyayı ele geçiren Mimics adlı uzaylı birliği, birçok büyük şehri yok eder ve milyonlarca insanı ölümün eşiğinde bekletir. Dünyada hiçbir ordu, onların hızına, silahlarının gücüne ve de en önemlisi telepati yoluyla emir verme ve uygulama güçlerine ulaşamaz. Artık dünyadaki tüm ordular bu uzaylı sürüsüne karşı güçlerini birleştirmek durumundadır ve bu güç birliği dışında ikinci bir şansları yoktur. Subay Bill Cage daha önce bu savaşlardan hiçbirine katılmamış tecrübesiz bir askerdir ve atıldığı yeni görevi onun için bir nevi intihar anlamına gelmektedir. Beklenen olur; Cage dakikalar içerisinde öldürülür… Fakat bu bir sonu değil, yeni bir başlangıcı doğurur. Cage, sıradışı bir şekilde cehennem gibi bir günde uyanır, kendini kırılması zor bir döngünün içerisinde bulur. Buna göre her seferinde ölüp sonrasında yeniden dirilip aynı savaşı bir kez daha tekrarlamak zorundadır. Her geri dönüşünde daha güçlü, daha zeki ve Mimics’lerle daha kolay başa çıkabilir hale gelse de kendine verilen iş dünyanın en zorlu görevidir. Başrollerini Tom Cruise, Emily Blunt ve Charlotte Riley ‘nin paylaştığı filmin yönetmenliğini Doug Liman üstleniyor.

Zamanda aşk – About Time

21 yaşına basan Tim Lake, ailesindeki tüm erkeklerin sahip olduğu gizli bir yeteneğinin olduğunu öğrenir. Lake ailesinin tüm erkekleri zamanda seyahat etme yeteneğine sahiptir ve Tim de artık bunu kullanabilecektir. Bunu fırsat bilen Tim geçmişindeki utanç verici anlara gidip olayları değiştirmeye başlar. Kısa bir süre Londra’ya taşınır ve son derece çekici bir kadın olan Mary’e aşık olur. Tim herkesten gizlediği yeteneğini ilişkilerine de yeni bir ‘boyut’ getirmesi için kullanmaya başlar ve bu sayede her adımı hatasız atlatmayı planlar. Ancak bir süre sonra her sorunu bu şekilde çözemeyeceğini ve hataların da hayatın gerekli birer parçası olduğunu fark eder.
Yönetmenliğini ve senaristliğini Richard Curtis’in üstlendiği filmin başrollerini ise Domhnall Gleeson ve Rachel McAdams üstleniyor.

Paris’te Gece Yarısı – Midnight in Paris 

Sonbaharda evlenecek olan Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez’in babasının iş gereği Paris’e gelmesini fırsat bilip, küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayın Gil’in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçek üstü maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir… Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği ve tutkusu pekişir… Eğer siz de edebiyat ve sanatseverseniz, Woody Allen tarzı komik dokunuşlarla bezenmiş bu filmde Scott Fitzgerald, Ernest Hemingway, Salvador Dali gibi büyük isimlere de rastlamaktan büyük keyif alacaksınız..

64. Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olan Woody Allen yönetmenliğindeki Paris’te Gece Yarısı’nın başrollerini Owen Wilson ve Rachel McAdams paylaşırken Gil’in edebiyat dünyasında karşılaştığı yıldızları Marion Cotillard, Kathy Bates, Carla Bruni, Adrien Brody gibi zengin bir oyuncu kadrosu canlandırıyor.

Azınlık raporu – Minority Report

Tom Cruise’un iyi bir performans gösterdiği Azınlık Raporu, zeki senaryosunun temelini meşhur bilim kurgu öyküsünden alıyor. Efsanevi yazar Philip K. Dick’in bir kısa öyküsünden yönetmen Steven Spielberg tarafından sinemaya uyarlanan film, 2054’te Washington DC’de geçen, heyecanlı bir aksiyon filmi. Dedektif John Anderton, psişik güçlere sahip kahinler ve bazı teknolojik aygıtlar sayesinde cinayetleri daha işlenmeden önce farkedip suçluları yakalayan özel bir polis biriminin başındadır. Anderton’ın kusursuz işlediğine inandığı sistem, birdenbire tersine döner. Anderton’ın şefi olduğu birim, cinayet suçlamasıyla onun peşine düşer. Avcı artık av olmuştur… Şimdiye kadar kölesi olduğu sistem artık John’un başının belası haline gelmiştir

Tetikçiler – Looper

Gelecek zamandayız; 2072’de. Zamanlar arasında yolculuk gerçek olmuş, ama yasa dışı olarak karaborsacıların eline düşmüştür. Teknolojiyi elinde tutanlar ne zaman birinden kurtulmak isterlerse onu 30 yıl geriye, 2042’ye göndererek “Looper” adı verilen bir grup suikastçıya öldürmesi için “paketler”. Bu grupta yer alan suikastçılardan biri olan Joe için 2042’de zengin hayatı gayet yolunda gitmektedir; ta ki karşısına öldürmesi için 2072’den gelen yaşlı Joe çıkıncaya kadar…
Rian Johnson’ın yazıp yönettiği bilimkurgu aksiyonunun başrollerini Joseph Gordon-Levitt, Bruce Willis ve Emily Blunt paylaşıyor. Yapımcılar ise Ram Bergman ve James D. Stern.

Çıldırış – The Jacket

Jack Starks (Adrien Brody), Körfez Savaşı sırasından başından ağır yaralanmasına rağmen hayatta kalabilmiş eski bir askerdir. İyileşmesine rağmen sürekli hafıza problemleri yaşayan Jack, hiç akrabası da olmadığı için bu krizleri daha da ağır geçirmektedir. Son çare olarak doğduğu kasabaya, Vermont’a geri dönmeye karar verir. Otostopla yoluna devam eden Jack, arabası bozulmuş sarhoş bir kadına yardım eder. Kadının 8 yaşında bir kızı vardır. Kanada sınırını geçmek üzere yol alan bir adam tarafından arabaya alınırlar ve biraz ileride polis kontrolü ile karşılarşırlar. Jack’in gelgitlerle dolu hafızasındaki son görüntüler bunlardır. Kendine geldiğinde bir akıl hastanesine hapsedildiğini fark eden genç adam, bir polis memurunu öldürmekle suçlanmaktadır. Olayla ilgili hiçbir şey hatırlamayan Jack, kendisine deneysel ilaçlar verip işi daha da çıkılmaz hale getiren Dr. Becker’ın hastasıdır. Düşle gerçek arasında gidip gelen adam, Jackie Price (Keira Knightley) adında bir kızla tanıştığını hatta bir geceyi onun evinde geçirdiğini hatırlar. Kurtuluşu bu genç kadının ellerinde midir, yoksa düşlerindeki gibi dört gün sonra ölecek midir?

Deja Vu

Dejavu, son derece gelişmiş sıra dışı bir teknoloji aracılığı insanların geçmişleri de dahil olmak üzere, tüm yaşamlarını mercek altına alabilen bir sistem üzerine kurulu. Ajan Carlin, bu sistemde bir görev almıştır. New Orleans’ta oluşan bir patlamanın ardından hayatının en çarpıcı soruşturmasına dahil olmak durumunda kalır. Denzel Washington tarafından canlandırılan “Alkol, Tütün ve Ateşli Silahlar Birimi” dedektifi, sadece davayı çözmeye çalışmakla yetinmeyip bu kez suç eyleminin gerçekleşmesini de engelleyebileceği bir fırsata sahip olduğunu öğreniyor. Zamanda geriye doğru gitmek koşulu ile yaşanan olayların akışına müdahale ederek Carlin, patlama olayının takibinde kısa bir zaman diliminin öncesine gittiğinde oldukça riskli bir işe girişmiş olur. Dar bir zaman aralığında olayların akışını değiştirebilmek için elinde bir tek fırsatı mevcuttur.

Next

İki dakika ilerisine kadar geleceği görme yetisine sahip bir adamı canlandıran Nicolas Cage. Kimsede olmayan bu yetisinin, bir laboratuvar kobayına dönüşmesine sebep olabileceğini bilen Cris Johnson, sırrını kendine saklamayı ve dikkat çekmeyecek ölçüde aşırıya kaçmadan kişisel çıkarı için kullanmaktadır. Dolayısıyla Las Vegas kumarhanelerini mesken edinmiş. Bunun farkına varan devlet ise Cris’i kendi faydası için kullanmaya kalkışır. Cris, onlardan kaçar ve Las Vegas’ta bir illüzyonist olarak işe girer. Bir gün kumar masasında Cris yeniden FBI tarafından deşifre edilir. Bunun sonucunda Cris, düşman iki safın arasında sıkışıp kalacaktır.

Yaşam şifresi – Source Code

İlk uzun metrajı Moon ile tanınan yönetmen Duncan Jones’un yeni bilim-kurgu projesi ‘Yaşam Şifresi’, kendini devlet destekli gizli bir deneyde bulan askerin heyecan dolu macerasını anlatıyor. Hızlı trende uyanan ve burada nasıl bulunduğuna dair hiçbir fikri olmayan Yüzbaşı Colter Stevens (Jake Gyllenhaal), karşısında Christina (Michelle Monaghan) adlı kendisinin tanımadığı birini bulur. Kadının hareketlerinden Colter’ı tanıdığı anlaşılır. Ne olup bittiğini anlamaya çalışan Colter, tuvalette kendine sığınacak yer ararken aynada kendi yerine başkasının yüzünü görmesiyle şok olur. Cüzdanında da bir sınıf öğretmeni olan Sean Fentress’ın kimliği bulunuyordur.

Bu sırada aniden trende büyük bir patlama yaşanır. Hemen ardından Colter kendini yüksek teknolojili bir yerde bulur ve uniformalılardan Goodwin (Vera Farmiga) ona bilmesi gereken her şeyi anlatır. Colter Chicago’da bir treni bombayla havaya uçuran ve daha onlarcısını da öldürmeyi planlayan bombacının kimliğini tarif edebilmek için çok gizli bir göreve atanmıştır. ‘Yaşam şifresi’ adı verilen bu görev sayesinde Colter paralel bir evrende yolcu Sean’ın yerine geçebilmektedir. Trene her dönüşünde Colter’ın bombacının kimliğini üslerine bildirmesi için sadece sekiz dakikası vardır. Her seferinde yeni bilgiler edinse de avı onu atlatmayı başarır. Daha fazla delil buldukça, bu ölümcül faciayı önleyebileceğine daha çok inanır, elbette zaman onun önüne geçmezse.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir